Zombi Kıyameti Türkiye serisinin ikinci kitabıdır. Birinci kitabı okumadıysanız, bu kitap sizin için pek bir şey ifade etmeyecektir.
Bu dünyada zombiler yalnızca saldırmaz. Ölüler yürümeye başladığında ilk gelenler aç olanlardı. Sonra koşanlar çıktı. Ardından düşünenler. İzler, öğrenir, uygun anı bekler.
Sürüler kaybolmaz; yön değiştirir, yeniden toplanır.
Zombi Kıyameti Türkiye 2, evrim geçiren bir felaketin hikâyesidir. Sessiz yaklaşan akıllı zombiler, yön değiştiren sürüler ve iz süren boş bakışlar bu dünyanın yeni gerçeğidir. Tehlike artık yalnızca kalabalık değildir; hesap yapabilen ölülerdir.
Baran, bu karanlığın içinden kaçmaya çalışan biridir. Ancak zamanla anlar ki hayatta kalmak yalnızca saklanmak değildir. İnsanlar dağıldıkça ve korku büyüdükçe birinin durup yön göstermesi gerekir. Baran, istemeden de olsa sorumluluk alan, karar veren ve başkalarının kaderini omzunda taşıyan bir lidere dönüşür.
Azem ise (Baran'ın amcası) bu dünyanın kurallarını çoktan öğrenmiştir. Ormanlar onun için bir sığınak değil, bir denge alanıdır. Akıllı zombilerin iz sürdüğü ve sürülerin yön değiştirdiği bu coğrafyada hayatta kalmak; bilgi, disiplin ve soğukkanlılık ister.
Berkant ise bu yolun vicdanıdır. Kardeşlik, bu dünyada yan yana yürümekten ibaret değildir; bazen birinin arkada kalması, kendini feda etmesi gerekir. Ve bazı fedakârlıklar, liderliği doğuran ağır bedellerdir.
Zombi Kıyameti Türkiye 2, insanın yalnızca yürüyen ölülerle değil, karar vermenin bedeliyle yüzleştiği bir hikâyedir. Liderlik burada bir unvan değildir, kaçınılmaz bir yüktür. Geri çekilmenin, durmanın ve tereddüt etmenin bir karşılığı vardır.
Ve bazen tek bir adım atmamak, herkesi geride bırakmak anlamına gelir.
Yürüyen Ölülerin Dünyasına Adım Attınız ve Artık Geri Dönmenize İmkân Yok.