Kadim zamanlarda, kader bile ateşten korkardı.
Cyra toprakları bir zamanlar sessizlikle anılırdı. Ta ki krallar yazgıya meydan okuyup tanrıların iradesini ateşe verene dek… O günden geriye yalnızca küller, yasaklı bir miras ve bir çocuk kaldı.
Seraphina, adını bilmediği bir çağrının gölgesinde büyüdü.
Rüyalarında fısıldayan sesler, uyanıkken peşini bırakmayan hisler ve kanla mühürlenmiş anılar… Hepsi onu, istemediği bir yolun başlangıcına sürükler.
Çünkü bazı soylar unutulmaz.
Bazı güçler mühürlenir ama yok olmaz.
Ve bazı yazgılar, er ya da geç sahibini bulur.
Tanrıların sustuğu, krallıkların küllerinden yeniden doğduğu bu diyarda; bir veliahtın attığı her adım kaderi sarsacak, verilen her karar bir diyarın sonunu ya da kurtuluşunu belirleyecektir.
Cyra Krallığı, kadere karşı duranların, yazgıyı yakmaya cesaret edenlerin ve efsaneye dönüşen bir uyanışın hikâyesidir.
Çünkü bazı hikâyeler okunmaz…
Hatırlanır.