Yaşamak bir yük müdür, yoksa bir armağan mı? Samet Mutlu'nun "Yaşamanın Ağrısı"nda bu soruya net bir cevap aramayın. Çünkü bu kitap, kolay cevaplar kitabı değil; zor soruların kitabı. Yirmili yaşların başındaki bir gencin iç dünyasına açılan bu pencereden, çağdaş gençliğin sıklıkla yaşadığı ama pek dillendirmediği duyguları göreceksiniz.
Depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk, intihar düşünceleri ve derin yalnızlık hissi, Mutlu'nun şiirlerinde süslü kelimelerle saklanmıyor. Şair, içini olduğu gibi döküyor sayfaya. Bazen acı veren, bazen rahatsız eden, ama her zaman samimi bir dille. "Nolur uyanayım artık / Bitsin şu hayatımın sancısı" dizeleri, bu samimiyetin birer yansıması.
Kitabın sayfalarında çocukluk anıları, kaybolmuş bir cennetin hatıraları gibi belirir. Odun sobası, kış günleri, sokak oyunları... Bu anılar, bugünün karanlığında birer ışık kaynağı. Ama geri dönülemeyen bir zamana duyulan özlem, şimdinin ağırlığını daha da artırıyor.
Mutlu'nun özgün yanı, duyguları matematiksel ve bilimsel kavramlarla ifade etme çabası. "Yalnızlığın Matematiksel Tanımı", "Kümeler", "Ayrılığın Dilbilimi" gibi şiirler, kaosun içinde düzen arayışının ifadesi. Anne figürü ise tüm bu karanlığın içinde tek ışık kaynağı: "Her şey senin için anne / Bir yerinde umut varsa kalbimin bu yaşımda / O senin ışığın anne".
Bu kitap, size mutluluk reçetesi sunmayacak. Ama yaşamın karmaşıklığını, çelişkilerini ve bazen dayanılmazlığını samimi bir dille anlatacak. Eğer yaşamanın ağrısını tanıyorsanız, bu sayfalarda kendinizden bir şeyler bulacaksınız. Eğer tanımıyorsanız, belki de bu ağrının ne olduğunu anlamaya bir adım daha yaklaşacaksınız.