"İnsan, en çok sustuklarından tanır kendini." Kalabalıkların gürültüsü arasında yutkunup içine attığı kelimelerden, gece başını yastığa koyduğunda tavanla paylaştığı o derin sessizlikten bilir.
Bu kitap; duyulmayan seslerin, tamamlanmamış vedaların, içimizde büyüttüğümüz o sessiz çığlıkların yankısıdır. Doğduğu evi onarmaktan, kendi evini kurmaya vakit bulamayanların; geçmişi sırtında taşıyanların hikâyesidir.
Dedemin o sözü hâlâ kulaklarımda: "Çocukken sevgiyi kaşıkla yalamazsan, büyüyünce bıçaktan yalamak zorunda kalırsın."
Biz, o bıçağın keskin tadını bilenleriz.
Size mutluluğun formülünü ya da hayatın kesin cevaplarını vaat etmiyorum. Sadece şunu söylüyorum: "Yalnız değilsiniz. Ben de o boşluğa baktım. Ve o boşluğun tadını biliyorum."