Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Bir saat tefekkür, bin sene (nafile) ibadetten daha hayırlıdır.” (Suyutî, Camiu’s-Sağir, 2/127)
En küçüğünden en büyüğüne, güneşinden, yıldızına, dağından, taşından, böceğinden, sineğinden, hatta mikrobundan gübresine kadar insana hizmet etmeyen veya yararsız olan hiçbir şey yoktur.
Her insanın, iş içindeki işleri; işleyen sistemin arkasında da; kâinatı yaratanın kudretini tefekkür etmesi ve hayret nazarı ile bakması gerekir.
Hayret; kulun bilmediği yahut aklının kavrayamadığı ilâhî sır ve hikmetler karşısında şaşırıp kalması, mânen istiğrak hâline bürünmesidir. Selîm bir kalp ve akılla tefekkür eden bir mü’min için kâinatta sergilenen ilâhî kudret tecellîlerinin hangisi hayrete şâyan değildir ki?
İbret nazarıyla baktığımızda; insanın yaratılış safhaları, vücudumuzdaki muhteşem sistemler; çevremizdeki bitkiler, hayvanlar, yeryüzü, gökyüzü, atmosfer vs…
Fezâdaki Güneş, Ay, galaksiler, trilyonlarca yıldızın idrak sınırlarımızı zorlayan ve aşan mesafeleri, hacimleri, sirkülasyonları…
Bir beyitte:
“İdrâk-i meâlî bu küçük akla gerekmez,
Zîrâ bu terâzî bu kadar sıkleti çekmez.” Buyrularak, kudretin azameti karşısında beşerin âcizliği dile getirilmiştir.
Bu kıymetli eser, kalplere hitap eden akıcılığı ile sizleri muazzam bir tefekküre sevk edecek, okudukça kâinatı daha derin düşünmeye başlayacaksınız…