Bazı insanlar bağırmaz.
Çünkü seslerini yükseltmek yerine, içlerine gömerler.
Sessiz Çığlık, yoksulluğun soğuk kaldırımlarında büyüyen bir çocuğun, hayat boyu süren ait olma arayışını anlatıyor. Açlığın, utancın ve eksik kalmış sevgilerin şekillendirdiği bir ruhun; başarı, şöhret ve alkışlar arasında bile dinmeyen iç sesini…
Habib, kimseye yük olmamayı öğrenmiş bir çocuktu.
İstememeyi, susmayı, dayanmayı…
Ama insan, her şeye dayanabilir; sevilmeden kalmaya dayanamaz.
Yanlış insanlara güvenmenin, doğru kapıları hep yanlış zamanda çalmanın, dürüstlüğün bile bazen yetmediği bir dünyada; Habib’in yolculuğu bizi şu soruyla baş başa bırakıyor:
İnsan, her şeyi başarsa bile neden hala eksik hisseder?
Aşk, ihanet, yoksulluk, şöhret ve yüzleşme…
Bu roman, yoksulluk hikayesi anlatmıyor.
Bir insanın kendini terk etmekten vazgeçme hikâyesini anlatıyor.
Sessiz Çığlık, dışarıdan güçlü görünenlerin içindeki kırılgan çocuğa,
kimseye anlatamadığı yaralarına ve duyulmayan feryadına ayna tutuyor.
Çünkü bazen en büyük çığlık,
kimsenin duymadığı o sessizliktir.