Bu kitap; mükemmeliyetçilik hapishanesinde yıllarca gardiyanlığını kendisi yapmış, bir damla "peşk" (sıçrama) korkusuyla hayatı kendine ve sevdiklerine dar etmiş bir kadının, Zeynep’in hikâyesi.
Yıllarca kaygı bozukluğu ile mücadele ederken zihninin içinde kurduğu o amansız düzende azıcık kirlenmeyi bile dünyanın sonu sanmıştır. Türkiye’nin en iyi üniversitesinden mezun bir eğitimcinin, milimetrik hesaplarla kurduğu o sahte güven kalesinin, bir gün hayatın gerçek sarsıntılarıyla nasıl yerle bir olduğunu ve o enkazın altından nasıl daha özgür bir ruhla çıktığını okuyacaksınız.
Kendi zihninin mahkûmu olmaktan, kusurlu olmanın huzuruna giden o sancılı ama şifa dolu bir diriliş öyküsü...
Zeynep, annesinden devraldığı o soğuk "görev gibi annelik" mirasını reddetmeye çalışırken nasıl olup da kaçtığı şeye dönüştüğünü, evini bir "sağlıklı yaşam kışlasına" nasıl çevirdiğini tüm çıplaklığıyla anlatıyor. Kardeşinin gözlerindeki o beyaz boşlukta donup kalan çocukluğunu, babasının acizliğinde düğümlenen ruhunu ve bir gün depresyonun o karanlık kuyusunda her şey bitti derken bulduğu o gizli kapıyı aralıyor.
Bu, sadece bir "takıntı" kitabı değil; bu bir özgürleşme manifestosu.
"Kısacası aynı bedende, bambaşka bir ruhla yeniden doğmak mümkün..."