Gözlerimizi Kaçırmayacağız
Tükendi
Gelince Haber VerArtan sorumluluklarımızla, uykusuz geçen gecelerimizle inancımızı güçlendireceğiz. Dökülen her gözyaşımız bizi ayakta tutan insanlığımızdır. Tüm nefeslerimizi, sizin o yeryüzünde silmek istediğiniz iyilik ve salihatlar için kullanacağız. Bir köşede öylece ölüp gitmeyeceğiz.
...
Hani en gelişmiş, en insancıl, bütün enlerin kendinde toplandığını iddia eden çağdı bu? Nasıl da tepetaklak oldu bu düşünce! Nasıl da perdeler çekilince tüm netliğiyle görüldü melun zalimlerin karanlık yüzü! İki asır öncesinde Charles Dickens’in ifade ettiği cümlelerin içinde bulduk kendimizi: “En iyi zamanlardı, en kötü zamanlardı, bilgelik çağıydı, aptallık çağıydı, inanç devriydi, kuşku devriydi, aydınlanma dönemiydi, karanlık dönemdi. Umudun baharıydı, umutsuzluğun kışıydı, önümüzde her şey vardı, önümüzde hiçbir şey yoktu. Doğrudan cehenneme gidecektik ya da doğrudan cennete gidecektik.”
Yasemin Şüheda'nın bu kitabıyla, çağın tüm karanlığına ve adaletsizliğine rağmen iyiliğin, inancın ve insani değerlerin yenilmeyeceğini bir kez daha hatırlıyoruz.