İnsanlık tarihi, yalnızca uygarlıkların ilerleyişine değil, aynı zamanda bu ilerleyişi kesintiye uğratan yıkımlara da tanıklık eder. Bu yıkımların başlıca sebeplerinden biri de savaşlardır. Savaşlar siyasal sınırları, toplumsal yapıları ve bireysel hayatları köklü biçimde dönüştüren tarihsel kırılma anları olarak yazınsal metinler aracılığıyla da
kuşaklara aktarılır. Yazın, savaşın sayılarla ve resmî anlatılarla ifade edilemeyen yönlerini yani insan ruhunda bıraktığı izleri, travmaları ve direnme biçimlerini görünür kılan ayrıcalıklı bir alandır. Bu yönüyle yazın, savaşların yalnızca nasıl yaşandığını değil, nasıl hissedildiğini de kayda geçirir.