Hüseyin Gökmen’in kaleminden çıkan Beni Burada Bırakma, sadece geçip gidenlerin değil, gidenlerin ardında bıraktığı o sağır edici boşluğun, boğazda düğümlenen ama bir türlü dökülemeyen kelimelerin ve her sabah umutla kurulan ancak akşamın alacasında un ufak olan hayallerin hazin senfonisidir. Sadece bir dönemin ruhunu değil, insanın varoluşsal sancısını kalbinde taşıyan; en kuytu acılarına parmak uçlarıyla dokunan ve “bizi neden bu hikâyenin ortasında bıraktınız?” diye soran yaralı bir sesleniştir.
Gökmen, bizi çocukluğumuzun geçtiği o tozlu yollara geri götürürken, bu kez aşina olduğumuz o eski bayram neşelerini değil; kapı eşiklerine bir tortu gibi çökmüş yalnızlığı ve kapalı perdelerin ardına sığınmış suskunluğu ilmek ilmek işliyor. Hayatın kuytusunda unutulmuş, gölgede kalmış hayatları yalın bir dille yeniden canlandırırken, okuru kendi iç dünyasında terk edilmiş, lambası sönük mahallede uzun ve sarsıcı bir keşfe çıkartıyor.