Samet Berkay Hozar'ın "Ay'a Çıkan Kuş"u, iki farklı şiir geleneğini aynı kitapta buluşturuyor. Birinci bölümde bugünün diliyle yazılmış şiirler var: Aşk, ayrılık, zaman ve kayıp üzerine. "Her şiir, doğar yeni bir günde" derken başlıyor kitap, ve her şiir gerçekten de kendi dünyasını kuruyor. Şair, duyguları anlatırken abartıya kaçmıyor. Aksine sade bir dille, bazen bir kuştan, bazen düşen bir yapraktan, bazen gece sessizliğinden söz açıyor. Ama bu saflık, şiirleri sıradan yapmıyor. "Yazmak ve yazmamak arasındayım" diyen bir şairin tereddütleri, aslında dile getirmenin zorluğunu gösteriyor. İkinci bölüm ise "Lebdeğmez" başlığını taşıyor. "Hozar" mahlasıyla imzaladığı bu bölüm, geleneksel hece ölçüsüyle yazılmış ve bugünün temalarını işliyor. Kitap, hem modern şiire yakın olanlar hem de âşık edebiyatıyla tanışmak isteyenler için bir köprü oluşturuyor. Ne tamamen yeni bir şey iddia ediyor ne de geçmişi aynen tekrarlıyor. İkisini de kendi sesinde konuşuyor. Şiir dediğinizde elinize alıp birkaç sayfa okuyabileceğiniz, sonra bir kenara koyup düşüneceğiniz kitaplardan hoşlanıyorsanız, bu kitap size göre. Çünkü her şiir, hem bir hikaye anlatıyor hem de okuru kendi hikayesiyle baş başa bırakıyor. "Ay'a Çıkan Kuş" görülmeyen ama hissedilen şeylerin kitabı. Şair, kitabın girişinde soruyor: "Siz hiç gördünüz mü ya da duydunuz mu Ay'a çıkan kuşu?" Cevap belli: Görmek için değil, inanmak için açıyoruz bu kitabı. Ve inanıyoruz. Çünkü Hozar'ın dizeleri, samimi, içten ve doğru. Hiçbir şey abartılmamış, hiçbir duygu yapay değil. Bu yüzden bu şiirleri okurken kendi içimizde kaybolanı, kendi özlediğimizi, kendi sevdiğimizi buluyoruz.